Uğur Kaymaz'ın acısı dinmemişti daha. Aceleye gerek yoktu. Neler olabileceğini öğrenmiştik, Kürt kardeşlerimiz -12 yaşındakiler bile- evlerinin önünde rahatça katledilebilirdi. Kardeşlerimizin cellatları ise "Yüce Türk Adaleti" tarafından korunabilirdi, gayet tabii. Uğur Kaymaz katledildi, Adalet gömüldü.
Seyfi Turan'ın şokunu atlatamamıştık daha. O da cellatların dişine göreydi tam. 14 yaşındaydı. Başka bir cellat, başka bir yöntem denedi; Çocuk Bayramı'nda kafasına dipçik indirilerek onurlandırıldı Seyfi. Katledilmek istendi, Seyfi yaşıyor ama Vicdan yok oldu, buharlaştı. Tekrar neler olabileceği konusunda fikir sahibi olduk . Yeni bir vahşete tanık olmuştuk zira. Her şey olabilirdi, özellikle Kürt çocukları için.
Tutsak kardeşlerimizi nasıl kurtarabiliriz diye düşünüyorduk, -cevap bulmamıştık henüz- çünkü kardeşlerimizin sadece öldürülmesi, öldürülmek istenmesi yerine yaşarken süründürülmek istenmesine tanık olduk. Terörle Mücadele Kanunu ile 12-18 yaş arasındaki çocuklar onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanıp hapishanelere atıldı. Yetişkin bir terörist yerine konuldular. Hala hapishanelerdeler, o iğrenç hapishanelerde 15 yaşındaki bir çocuğu hayal etmek bile zor. Polise taş atmışlardı, ellerinde taş izi vardı, kalpleri de hızlı atıyordu zaten. Yeterli birçok neden vardı(!) tutsak edilmeleri için. Çocuklar hapsedildi, Özgürlük öldü.
Acılı yüreğimiz, şok etkisindeki psikolojimiz, düşünceli beynimizle cebelleşirken Lice’de vahşetin en büyüğü, en kabul edilmezi yaşandı. Ceylan Önkol paramparça edilerek öldürüldü. Katili belli değil henüz, nasıl parçalandığı da belli değil. Havan mermisi olma ihtimalinden bahsediliyor, göbeği parçalanmış. Savcı can güvenliği olmadığı için gidip inceleme zahmetinde bulunmamış.Nasıl bir vahşet bu, nasıl bir adalet?.. Türkiyeli olmak dışında hiçbir suçu olmayan, 14 yaşındaki bir kız paramparça edilerek öldürülebiliyorsa eğer, biz neden yaşıyoruz? Ya da yaşamayı hakkediyor muyuz? Ve en acı olanı da vahşet sonrası sessizlik; medyanın devleti koruma ve kollama görevini yerine getirmesi… Böylesine aşağılık bir medya, böylesine ikiyüzlü anahaber bülteni sunucuları –duayen diyor kimileri onlara- insanın bütün umudunu yitirmesine neden oluyor ki Ceylan paramparça edildikten sonra benim bu ülkeye dair hiçbir umudum kalmadı. Çünkü İnsanlık öldü, paramparça edilerek hem de.
Kürt çocuklarının Yaşama Hakkı bile yok, onlarca kardeşimiz hapishanelerde çürüyor. Vicdan da yok, Adalet de, Özgürlük ve İnsanlık da öldü zaten. Masum Çocuklar öldürüldü, Kürt oldukları için. Ölü Çocuklar Ülkesi’nde, 2009 yılında…
